Bizi Arayın

02128713399

Teklif Formu

Blog

Şıp Sevdi Sendromuna Yakalanmış Şirketlerin Durumu.

Şıp Sevdi Sendronuma giren şirketler saldırgandırlar. Bir anda yeni bir sektöre girerler, çıkaranlar, ortak olurlar. Bu ifadeler boyutu tanıdık geldi mi mi?

Bu şirketler, tıpkı bebekler gibi, aynı anda pek çok farklı yöne hareket ederek başlarını derde sokuyorlar. Emeklemeyi yeni öğrenen bebeklere benzer şekilde sadece fırsatları görüyor ve asla sorunlarla yüzleşmiyorlar. Neredeyse onun alanını hazırlar ve çok hızlı hareket eder.

A-  Satış odaklı işleyiş 

"Şıp Sevdi şirketler", ürün odaklı olmaktan çok, piyasa odaklı işliyorlar. Ancak, oryantasyonuna sahip olmak için kullanılır. Çünkü, onlar için öncelikli hedef, mümkün olan en fazla satışı gerçekleştirmek. Bu şirketler, pazarlamanın, satışın düşünce ve fikir boyutunu göz ardı ediyorlar.

"Şıp Sevdi şirketler" in inanıyorum başarıya gitmesini, yapılmaması gereken şeyleri tartışmamayı düşünorsun görmüyorlar. Bu sebeplerle satışa odaklanıyor ve ürünü unutuyorlar. Halbuki satış odaklılık bağımlılık yaratıyor ve "daha fazla", her zaman için "daha iyi" demek geliyor. Bu tip şirketler, satışla, başarıyı eşdeğer gördüklerinden, bunları planla yapmak çok fırsatlar üzerine atlıyorlar. 

İşte bu satış telaşında ürün pazaraya hazırlanmamak için şirketler karşılayamayacakları sözleri de verebiliyorlar. Bunun sonucunda, müşterilere bitmemiş ürünler ya da eksik parçalar ulaşabiliyor. Dolayısıyla, "Şıp Sevdi şirketler", kârında artış beklerken, para kaybettiği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor. 

Tıpkı her şey için heyecan verici oluyor "Şıp Sevdi şirketler" için devam et. Bu geçmişin eşi son derece düşük seyrediyor

Şirketinizde bir kontrol mekanizması oluşturmaya ve kurallar koymaya karar veriyor. Ancak, bu kuralları ilk yıkan da yine kendisi oluyor. Delegasyon ve iş bölümü, ancak bu derecede lider kuruluşunun yöneticileri. 

B-  Tek patron hastalığı 

 Hızlı ve plansız büyüyen, alana saldıran şirketleri Türkiye'de de görmek mümkün. Çünkü, "Şıp Sevdi sendromu" na doğru strateji geliştirmeyen tüm şirketlerin yakalanması kaçınılmaz oluyor. Özellikle aile şirketlerinde üyelerin sözleri koşulsuz uygulanıyor

C-  Kral Patrondur!

Türkiye'deki şirketlerin yaşadığı temel sorunu, her şeyi yönetim kurulunda bitmesi ... 

 Şirketlerin bu haliyle stratejik hatalar yapıyor ve plansız büyüyorlar. Patronların iki dudağı menşeli sözler şirketleri içinde ikramlar duruma getiriyor. Önemli olan nokta, kurumsallaşmaktır. Kurumsallaşmanın da odak noktası yönetim kurullarıdır. Ama bugünkü yönetim kurullarında hiçbir şey söylenemiyor ve eleştiri getirilemiyor. Tek patron ve tek otorite, şu anda Türkiye'deki şirketlerin en büyük hastalığı durumunda

D-  Konsantrasyon ve odaklanma şartı 

 Hızlı büyüme telaşına girip "Şıp Sevdi sendromu" na kapanlar, bir kez taşıyabileceklerine çok daha büyük yatırımların altına giriyorlar. Uzmanlık alanlarından uzaklaşıp, ilgilerini dağıtıyorlar. Bu durum, uzmanlık alanı olan asıl işlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye'de birçok kullanan alana girme hevesleri var. Buna, "konsantrasyon" ve "odaklanma" sorunu olarak değerlendiriyorum. Bu nedenle bir ya da grup şirket ya da grup onun işe girdiğinde kaynaklarını da yaymış oluyor. Kaynakların seyrelmesinden ötürü bir zafiyet doğuyor.

E-  Başarısızlığı dönüşümler 

Başarısızlığın en büyük nedeni, kendi uzmanlık alanları dışına yatırım yapmaları. Yatırımların yaptıkları alanların gerektirdiği becerilere sahip olmayan şirketler, kısa bir yükseliş döneminin ardından dibe vuruyorlar. Birlerin sebebi şirketlerin bu yatırımları gerçekleştirirken yüksek miktanlı borçlarla girmeleri ... 

Bunun yanında,

1-Başarı düzeylerini ölçleyecek performans göstergelerinin bulunmaması,

2-Organizasyon yapılarının, iş süreçlerinin, insan kaynakları ve bilgi sistemlerinin hedeflerine ulaşacak şekilde oluşturulmuş olması "Şıp Sevdi şirketler" için sorun yaratıyor.  

Biz Sizi Arayalım İletişime Geç
E-Bülten Kayıt Formu

Haberdar Olun

Siz de sadece e-posta adresinizi bizlere iletin. Haberlerden haberdar olun.