Bizi Arayın

02128713399

Teklif Formu

Merkon Kalıp Makina San. ve Tic. Ltd. Şti'nde Reorganizasyon Çalışmaları Başlamıştır.

Ortak Akıl Yönetim Danışmanlığı olarak Merkon Kalıp Makina San. ve Tic. Ltd. Şti’inde başlatmış olduğumuz Kurumsallaşma Danışmanlığı çerçevesinde; Görev Tanımları - Mevcut Durum Analizi ve İş Analizi Planının Oluşturulması ile ilgili bugün İnsan Kaynakları Danışmanlarımızdan Mihriye KOÇ USTA; aşağıda ki çalışmalara başlamış bulunmaktadır. İşletme Mikro Yönetim sisteminin incelenmesi Şirket Organizasyon yapısının analizi Bölümler, Pozisyonlar, Ünvanlar bazında mevcut durum analizi Bütün bölümler ve pozisyonlar bazında görev tanımlarının oluşturulması Görev Tanım Formlarının, işin sahibi çalışanlarla paylaşılması ve gözden geçirmelerin yapılması Görev Tanımlarının kurum içinde yayınlanması İş Analizi Mülakat ve Proje planının oluşturulması  

Merkon Kalıp Makina San. ve Tic. Ltd. Şti ile Yönetim Danışmanlığımız Başlamıştır.

Bu kapsamda aşağıdaki çalışmalara başlamış bulunmaktayız. Yönetim Danışmanlığı Kurumsallaşma Danışmanlığı İnsan Kaynakları Danışmanlığı Eğitim Danışmanlığı Muhasebe ve Finans Danışmanlığı Personel İstihdam Danışmanlığı   Detaylı bilgi için lütfen Hizmetlerimiz bölümünü inceleyiniz!  

36.Uluslararası Kitap Fuarı'nda Dr. Yılmaz SÖNMEZ İmza Günü Gerçekleşti.

36. Uluslararası TÜYAP Kitap Fuarında Aile Şirketlerinde Yönetim Danışmanı Dr. Yılmaz SÖNMEZ son çıkan ''Aile Şirketlerinde Kazanlar ve Kaybedenler'' kitabını imzaladı. Basının yoğun ilgi gösterdiği imza gününe bir çok iş adamı kendi şirketleri ile ilgili bilgi aldı. Türkiye’deki şirketlerin ortalama ömrü 25 yıl. % 30’u ikinci kuşağa, 12'si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilenlerin oranı %3’te kalıyor.Aile şirketini piyasadaki değil, aile içindeki rekabet öldürüyor.Bir aile şirketini ayakta tutmak, belki de yerküredeki en zor yönetim işidir.Elinizdeki kitap, aile şirketlerinin dağılmasının bir kader olmadığını, zamanında atılması gereken adımların atılması durumunda bir aileden dünyanın en büyük markalarının doğduğunu ispatlıyor. Yaşanmış vakaları dikkatinize sunarak şirketiniz ve aileniz için sistem kurma reçetesini sunuyor.

Okyanus Ambalaj Teks. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nde Organizasyonel Süreç Toplantısı gerçekleştirildi.

Ortak Akıl Yönetim Danışmanlığı olarak Okyanus Ambalaj Teks. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nde başlatmış olduğumuz Dr. Yılmaz SÖNMEZ ve İnsan Kaynakları Danışmanı Mihriye KOÇ USTA tarafından gerçekleştirilen toplantıda; Kurumsallaşma sürecine giren işletmelere bakıldığında sürekli iyileştirme ve eğitim faaliyetlerinin öneminden söz edildi. İşletmeyi olumsuz etkileyen bütün süreçler yeniden yapılandırılmaktadır. Kurumsallaşma Danışmanlığı alt sürecinde aşağıdaki konular Kurumsallaşma ajandasına alınmıştır. Şirket Organizasyon yapısının analizi Bölümler, Pozisyonlar, Ünvanlar bazında mevcut durum analizi Bütün bölümler ve pozisyonlar bazında görev tanımlarının oluşturulması Görev Tanım Formlarının, işin sahibi çalışanlarla paylaşılması ve gözden geçirmelerin yapılması Görev Tanımlarının kurum içinde yayınlanması İş Analizi Mülakat ve Proje planının oluşturulması.

36.Uluslararası TÜYAP Kitap Fuarı'nda Dr. Yılmaz SÖNMEZ Okurlarıyla Buluşuyor.

Aile Şirketlerinde Yönetim Danışmanı Dr. Yılmaz SÖNMEZ 4 Kasım Cumartesi TÜYAP'ta İmza Günü'nde. Aile Şirketlerinde Kurumsal yönetim yeterli mi?  Aile Şirketlerinde Yönetim Danışmanı Yılmaz SÖNMEZ’ın dikkat çektiği 300’’den fazla şirketin Aile Şirketlerinin profilini ortaya koyan bir araştırmaya göre, kritik başarı faktörleri ulusal sınırların ve sektörlerin ötesine geçiyor. Bazı şirketler doğru büyüyor ve kazanıyor, bazıları ise kaybediyor. Kazanan ve kaybeden yönetim kurullarının birbirinden çok farklı ve zıt özellikleri var. Kazanan Aile Şirketlerinin en tipik özelliği, kazanmayı ve sürdürmeyi başarma isteklerinin her zaman canlı olması. Türkiye'deki şirketlerin ortalama ömrü 25 yıl. % 30'u ikinci kuşağa, 'si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilenlerin oranı %3'te kalıyor. Aile şirketini piyasadaki değil, aile içindeki rekabet öldürüyor. Bir aile şirketini ayakta tutmak, belki de yerküredeki en zor yönetim işidir. Elinizdeki kitap, aile şirketlerinin dağılmasının bir kader olmadığını, zamanında atılması gereken adımların atılması durumunda bir aileden dünyanın en büyük markalarının doğduğunu ispatlıyor. Yaşanmış vakaları dikkatinize sunarak şirketiniz ve aileniz için sistem kurma reçetesini sunuyor.

Blog

Şıp Sevdi Sendromuna Yakalanmış Şirketlerin Durumu!!

Go-Go şirketler saldırgandırlar. Bir anda yeni bir sektöre girerler, çıkarlar, ortak olurlar, ortaklığı bitirirler. Bu ifadeler size tanıdık geldi mi?

Bu şirketler, tıpkı bebekler gibi, aynı anda pek çok farklı yöne hareket ederek başlarını derde sokuyorlar. Emeklemeyi yeni öğrenen bebeklere benzer olarak sadece fırsatları görüyor ve asla sorunlarla yüzleşmiyorlar. Neredeyse her alana girmeye hazırlar ve çok hızlı hareket ediyorlar.

A- Satış odaklı işleyiş 

“Go-go şirketler”, ürün odaklı olmaktan çok, piyasa odaklı işliyorlar. Ancak, piyasaya yönelmek, pazarlama oryantasyonuna sahip olmak anlamına da gelmiyor. Çünkü, onlar için öncelikli hedef, mümkün olan en fazla satışı gerçekleştirmek. Bu şirketler, pazarlamanın, satışın düşünce ve fikir boyutu olduğunu göz ardı ediyorlar.

“Go-go şirketler” başarıya o kadar inanıyorlar ki, yapılmaması gereken şeyleri tartışmaya bile gerek görmüyorlar. Bu nedenle tamamen satışa odaklanıyor ve ürünü unutuyorlar. Halbuki satış odaklılık bağımlılık yaratıyor ve “daha fazla”, her zaman için “daha iyi” anlamına geliyor. Bu tip şirketler, satışla, başarıyı eşdeğer gördüklerinden, fırsatlar üzerine plan yapmaktan çok fırsatların üzerine atlıyorlar. 

İşte bu satış telaşında ürün piyasaya sunulurken şirketler karşılayamayacakları sözleri de verebiliyorlar. Bunun sonucunda, müşterilere bitmemiş ürünler ya da eksik parçalar ulaşabiliyor. Dolayısıyla, daha fazla satış yapan “Go-go”, kârında artış beklerken, para kaybettiği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor. 

Tıpkı yeni yürümeye başlayan bir bebek gibi sürekli başını derde sokan “Go-go şirketler” için her şey heyecan verici oluyor. Bu nedenle dikkat eşikleri de son derece düşük seyrediyor

Şirketin içinde bulunduğu zor durumdan çıkması için şirketin lideri organizasyon içinde bir kontrol mekanizması oluşturmaya ve kurallar koymaya karar veriyor. Ancak, bu kuralları ilk yıkan da yine kendisi oluyor. Delegasyon ve iş bölümünün olmadığı bu şirketlerde lider her ne kadar işleri yöneticilere delege ediyor gibi görünse de, yine kendi fikri alınmadan hiçbir şeyin yapılmamasını şart koşuyor. 

B- Tek patron hastalığı 

 Hızlı ve plansız büyüyen, her alana saldıran şirketleri Türkiye’de de görmek mümkün. Çünkü, “Go-go sendromu”na doğru strateji geliştirmeyen tüm şirketlerin yakalanması kaçınılmaz oluyor. Özellikle aile şirketlerinde üyelerin sözleri koşulsuz uygulanıyor

C- Kral Patrondur!

Türkiye’deki şirketlerin yaşadığı temel sorunu, her şeyin yönetim kurulunda olup bitmesi… 

 Şirketler bu nedenle stratejik hatalar yapıyor ve plansız büyüyorlar. Patronların iki dudağı arasından çıkan sözler şirketleri içinde bulundukları duruma getiriyor.  Önemli olan nokta, kurumsallaşmaktır. Kurumsallaşmanın da odak noktası yönetim kurullarıdır. Ama bugün yönetim kurullarında bağımsız hiçbir şey söylenemiyor ve eleştiri getirilemiyor. Tek patron ve tek otorite, şu anda Türkiye’deki şirketlerin en büyük hastalığı durumunda

D- Konsantrasyon ve odaklanma şart 

 Hızlı büyüme telaşına girip “Go-go sendromu”na kapılan şirketler, bir anda taşıyabileceklerinden çok daha büyük yatırımların altına giriyorlar. Uzmanlık alanlarından uzaklaşıp, ilgilerini dağıtıyorlar. Bu durum, uzmanlık alanı olan asıl işlerini de olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye’de şirketler  birçok alana girme hevesleri var.  Buna, “konsantrasyon” ve “odaklanma” sorunu olarak değerlendiriyorum. Çünkü böyle bir durumda şirket ya da grup her işe girdiğinde kaynaklarını da yaymış oluyor. Kaynakların seyrelmesinden ötürü bir zafiyet doğuyor.

E- Başarısızlığın nedenleri 

Başarısızlığın en büyük nedeni, kendi uzmanlık alanları dışına yatırım yapmaları. Yatırım yaptıkları alanların gerektirdiği becerilere sahip olmayan şirketler, kısa bir yükseliş döneminin ardından dibe vuruyorlar. Bir diğer neden ise şirketlerin bu yatırımları gerçekleştirirken yüksek miktarlarda borç içine girmeleri... 

Bunun yanında,

1-Başarı düzeylerini ölçümleyecek performans göstergelerinin bulunmaması,

2-Organizasyon yapılarının, iş süreçlerinin, insan kaynakları ve bilgi sistemlerinin hedeflerine ulaşacak doğrultuda yapılanmamış olması da “Go-go şirketler” için sorun yaratıyor.